• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Takvim
Yahoo Grup Üyeliği
Ankara CumokYahoo Gruba üye olmak isteyenlerin,
İletişim kısmından "İletişim Formu" nu doldurmaları,  konu kısmına yahoo grup üyesi olmak istediklerini belirtmeleri yeterlidir.
                 

Ankara CUMOK İletişim Sitesi

Türkiye-Ermenistan Sınırı Üzerine

Cumhuriyet 16.03.2009
“Benim büyük vatanım,  benim yeni vatanım” diyebilecekleri günü yakınlaştırmaya çalıştığını söyleyen  Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, “Büyük Ermenistan’ı kurma uğrunda  çalışmaya, devlet imkânlarının yanında kendi imkânlarını da bu uğurda  kullanmaya kendisini borçlu hissettiğini” söylerken, Sevr’deki Ermenistan’ı,  Üçlü Anlaşma’da ve Mondros Sözleşmesi’nde yer alan Kilikya’yı değil de,  yeryüzünde bulunmayan bulutlar arasında dolaşan bir başka Ermenistan’ı mı  düşlüyordu?  
       Muzaffer İlhan ERDOST TİHAK / Türkiye  İnsan Hakları Kurumu Başkanı

Gazi M. Kemal, Nutuk’ta şöyle sürdürür konuşmasını: “Baylar,  Doğu Ordumuz, 28 Ekim 1920 günü Kars üzerine yürümeye başladı. Düşman, karşı  koymaksızın Kars’ı bıraktı. 30 Ekim’de ordumuz Kars’a girdi. 7 Kasım günü  birliklerimiz Gümrü’yü ele geçirdi. Ermeniler, 6 Kasım’da barış yapmak için  bize başvurmuşlardı. 2/3 Aralık gecesi Gümrü Antlaşması imzalandı. Gümrü  Antlaşması, Ulusal Hükümetin yaptığı ilk antlaşmadır. Doğuda, önemli durum  değişiklikleri olması nedeniyle, bu antlaşma yerine, daha sonra yapılan 16 Mart  1921 günlü Moskova Antlaşması ile 13 Kasım 1921 günlü Kars Antlaşması  geçmiştir.” (Nutuk/Söylev, c. II, s. 655.)
        Moskova Antlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Rusya  Sovyetleri Sosyalist Federal Cumhuriyeti arasında; Kars Antlaşması ise, Türkiye  ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan arasında imzalanan, biri “Dostluk ve  Kardeşlik”, ikincisi “Dostluk” antlaşmalarıydı.
Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde (1991), Ermenistan’ın  bağımsızlığına kavuşmasından sonra, Ermeniler, Azerbaycan özerk bölgesi Dağlık  Karabağ’ı ve Ermenistan ile Karabağ arasında kalan Azerbaycan yerleşim  yerlerini (yedi ili) işgal etmiş, Hocalı’da 630 Azeri en vahşi yöntemlerle yok  edilmiş, bir milyon Azeri topraklarından kovulmuştu. Aynı zamanda, Ermenistan,  Türkiye Ermenistan sınırını, bu sınırın Moskova Antlaşması’yla belirlendiğini  ileri sürerek tanımadığını açıklamıştı. Tarihsel özet   3 Mart 1918 - 1877-78 Berlin Antlaşması’yla Rusya’ya bırakılan Batum, Kars, Ardahan,  halkoylaması (plebisit) ile, Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’nın işgal ettiği  Erzurum, Erzincan, Van, Muş ve Bitlis ise, doğrudan, Sovyet Rusya ile Osmanlı  Devleti arasında 3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litovsk Barış Antlaşması’yla  Türkiye’ye geri veriliyor;   28 Mayıs 1918 - Batum’a İngilizler asker çıkarıyor, İngilizlerin desteğinde, Erivan  başkent olmak üzere Ermenistan Cumhuriyeti kuruluyor;   30 Ekim 1918 - Mondros Ateşkes Sözleşmesi kararıyla, Türk Ordusu, 1914 sınırına,  Birinci Dünya Savaşı öncesi sınırına çekiliyor. “Mondros Askeri  Antlaşması’ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın  yerlerde Türkleri toptan öldürmekten vazgeçmiyorlardı. 1920 yılı sonbaharında  Ermeni kıyımı dayanılmaz bir kerteye gelmiş, Ermeniler üzerine yürümeye karar  verilmişti.” (Nutuk/Söylev, s. 652/653.)   28 Ekim 1920 - Doğu Ordumuz, 1918 Mondros Ateşkes Sözleşmesi doğrultusunda çekildiği  Birinci Dünya Savaşı sınırlarından saldırıya geçerek, Brest-Litovsk Antlaşması’yla  Türkiye’ye bırakılmış olan Sarıkamış, Kars ve Iğdır’ı, “Elviye-i Selasiye” olarak  anılan üç ili, yani Ardahan, Artvin ve Batum’u, Gümrü’yü alacak ve 2 Aralık  1920’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan arasında Gümrü  Antlaşması imzalanacaktır.
        Gümrü Antlaşması, bağımsız cumhuriyet olan Ermenistan’ın Bolşeviklerin  egemenliği altına girmesiyle onaylanmayacak, Ermenistan-Türkiye sınırı, Moskova  Antlaşması’yla (16 Mart 1921), Sovyetler Birliği ve Türkiye sınırı olarak  belirlenecek; ayrıca, Moskova Antlaşması’nın 15. maddesi doğrultusunda, “Güney  Kafkasya cumhuriyetlerine ilişkin hükümlere, Türkiye ile bu cumhuriyetler  arasında yapılacak antlaşmalarda uyulmasını zorunlu kılmak için”, Kafkas  cumhuriyetleri Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile Türkiye arasında  gerçekleştirilecek olan Kars Antlaşması’yla da (13 Ekim 1921),  Türkiye-Ermenistan sınırı olarak belirlenecekti.         Misak-ı Milli sınırı
Moskova Antlaşması’nda benimsenen Türkiye’nin sınırları, İstanbul’da son  Millet Meclisi’nde (Meclis-i Mebusan’da) kabul edilen Misak-ı Milli (Ulusal  And) sınırlarıydı. Misak-ı Milli, Mondros Ateşkes Sözleşmesi yürürlüğe konduğu  zaman, düşman ordularının işgali altında olan kesimler ile Türklerin elinde  bulunan işgal edilmemiş/edilememiş topraklar arasındaki sınırdı. Türkiye’nin,  Güney Kafkasya sınırı ise, Mondros Sözleşmesi’nden önce, 3 Mart 1918’de Brest  Litovsk Antlaşması’yla kararlaştırılan 1877 (93 harbi) öncesi sınırdı. Moskova  Antlaşması’nda, Türkiye, Batum’u Gürcistan’a bırakarak Misak-ı Milli’den ödün  vermek durumunda kalmış, Gümrü Antlaşması’nda belirlenen Türkiye-Ermenistan  sınırı, Moskova Antlaşması’nda Misak-ı Milli sınırı olarak korunmuş, Kars ve  Ardahan Türkiye’de kalmıştı.
Moskova Antlaşması’nda, Türkiye, “28 Kasım 1920 günü İstanbul’da  toplanan Meclis-i Mebusan tarafından düzenlenip tüm devletlere ve basına  bildirilen Misak-ı Milli’nin kapsadığı topraklar” olarak (m.1); “Türkiye  toprakları” ise, “doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisi  Hükümeti’nin sivil ve askersel yönetimi altında bulunan topraklar” olarak  (m. 8) tanımlanır.
        Kars Antlaşması’nda da, “Türkiye” (m. 2) ve “Türkiye Toprakları” (m.10)  aynı sözcüklerle tanımlanmıştır.         Moskova Antlaşması’nın ilk maddesinde, taraflar, “herhangi birine zorla kabul  ettirilmek istenilen bir barış antlaşması ya da başka bir uluslararası  sözleşmeyi tanımamayı ilke olarak benimsemiş”ler, “Rusya Sovyetleri  Sosyalist Federal Cumhuriyeti Hükümeti, bugün Büyük Millet Meclisi’nce temsil  edilmekte olan Türkiye Ulusal Hükümeti tarafından tanınmamış Türkiye’ye ilişkin  hiçbir uluslararası sözleşmeyi tanımamayı kabul etmiş”tir. (m. 1.)         Kars Antlaşması
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan, Azerbaycan ve  Gürcistan arasında gerçekleştirilen Kars Antlaşması’nda, “Moskova’da 16 Mart  1921 günü imza edilen Türk-Rus Antlaşması dışında” tarafların ülkelerinin  parçalarından bulunan topraklara ilişkin anlaşmaları geçersiz saymışlar (m.1),  Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyetler cumhuriyetleri hükümetleri, “bugün  Büyük Millet Meclisi’nce temsil edilen Türkiye Hükümeti’nin tanımadığı  Türkiye’ye ilişkin hiçbir uluslararası sözleşmeyi (bağıtı) tanımamayı kabul  etmişler”di (m. 2).
        Bunun anlamı şuydu:
        Sovyet Rusya ve Sovyet Cumhuriyetleri olan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan,
        1. 10 Ağustos 1920 günlü Sevr Antlaşması’nı, 2. Sevr Antlaşması’yla aynı gün yürürlüğe konacak olan Üçlü Anlaşma’yı, 3. 30 Ekim 1918 günlü Mondros Ateşkes Sözleşmesi’ni,         4. 15 Mayıs 1916 tarihli Sykes-Picot Anlaşması’nı tanımama kararı  almışlardı. Ermeni devleti talebi
        Daha sonra “Sevr Barış Antlaşması” adını alacak olan antlaşmanın  maddelerinin hazırlandığı Paris Konferansı’na sunduğu andırıda, Ermenistan  temsilcisi Boğos Nubar Paşa, “Kilikya”yı, “Ermeni Vilayetleri” adıyla da anılan (Erzincan dahil) Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Elazığ  ve Sivas’tan oluşan “Vilayat-ı Sitte”yi ve iki milyon Ermeninin yaşadığı  Kafkasya’nın bir kısmını içeren “mütevazı” bir “Ermenistan” istemişti.  Ermeni Askeri Şefi Torcom ise, “Akdeniz kıyısında Antalya’dan İskenderun’a,  Karadeniz kıyısında Sinop’tan Batum’a kadar uzanan ve Hazar Denizi’nde bir  limanı bulunan” bir “Ermeni Devleti” talep ediyordu.         Mondros Ateşkes Sözleşmesi’nin ardından, Türk birlikleri, eski adıyla  Kilikya’yı, yani Adana’yı boşaltmış, 11 Aralık 1918’de, Fransız subayları  yönetiminde 400 yerli Ermeniden oluşan bir Fransız taburu Dörtyol’a gelmiş, 17  Aralık 1918’de çoğu Ermeni olmak üzere 1.500 Fransız askeri Mersin’e  çıkarılmış, bu kuvvetten ayrılan müfrezeler, Tarsus, Adana ve Misis’i, yani  Kilikya’yı işgal etmişti.
İngilizler ise, hiçbir gerekçe göstermeksizin, “Kilikya”nın  parçaları olan Antep’i 1 Ocak 1919’da, Maraş’ı 22 Şubat 1919’da, Urfa’yı 24  Mart 1919’da işgal edecek, Sykes-Picot Antlaşması’yla Fransızlara bırakılan  Musul karşılığında bu üç ili 15 Eylül 1919’da Fransızlara devredecek ve  Fransızlar, Üçlü Anlaşmayla, kendisine ayırdığı “Kilikya”yı, Sevr  Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden önce işgal etmiş olacaktı. Bütün bu  işgaller, ateşkes sözleşmesine aykırıydı ve sarayın talimatı doğrultusunda,  askerden olduğu gibi jandarma ve polisten de arındırılmıştı, kurşun atılsa bile  karşılık verilmemesi emredilmiş ve işgaller tek kurşun atılmadan  gerçekleşmişti!   Ermenistan’ın düşü
        Bitirirken yineleyelim ki, Moskova ve Kars antlaşmalarıyla, Büyük Millet  Meclisi’nce temsil edilen Türkiye hükümetinin tanımadığı Türkiye’ye ilişkin  hiçbir sözleşmeyi (bağıtı) tanımamayı kabul etmiş bulunan Ermenistan, Sovyetler  Birliği’nin dağılması sürecinde, bağımsızlığını ilan ettikten sonra,  Türkiye-Ermenistan sınırını tanımadığını açıkladı. Bu, yalnızca soyut bir sınır  tanımama olayı mıydı, yoksa, Moskova ve Kars antlaşmalarında, tanımayacaklarını  imzalarıyla yükümlendikleri Türkiye’nin kabul etmediği antlaşmalara ve  uluslararası sözleşmelere geri dönebilmek mi amaçlanmıştı?

21 Şubat 2009 günlü Yeni Şafak’ta yayımlanan Novasti Armeniya  Ajansı’nın haberine göre, “Benim büyük vatanım, benim yeni vatanım” diyebilecekleri  günü yakınlaştırmaya çalıştığını söyleyen Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj  Sarkisyan, “Büyük Ermenistan’ı kurma uğrunda çalışmayı, devlet  imkânlarının yanında kendi imkânlarını da bu uğurda kullanmaya kendisini borçlu  hissettiğini” söylerken, Sevr’deki Ermenistan’ı, Üçlü Anlaşmada ve Mondros  Sözleşmesi’nde yer alan Kilikya’yı değil de, yeryüzünde bulunmayan bulutlar  arasında dolaşan bir başka Ermenistan’ı mı düşlüyordu?